RSS

>Oradan buradan

16 May

>Yine yollar gozuktu. Iki gunlugune tekrar kaciyorum.

Bende mi bir terslik var bilmiyorum ama bayiliyorum ucak yolculuklarina. Kisa veya uzun hic fark etmiyor, mutlu oluyorum bir yerlere giderken.

Dun cok guzel birgun gecirdim. Sevdigim bir kisiyle butun gun (aksam servisine kadar) bogaz kenarindaydim. Ilk defa ayaklarimi sure sure gittim Mimolett’e…

Gecen hafta icerisinde, bir ekonomi gazetesi, Turkiye’de fine-dining ve luks restaurant grubunda egilimler hakkindaki fikirlerimi sordu.

Fine-dining’in nerede baslayip, nerede bittigini soylemek cok kolay degil. Bazilarina gore, en basit anlatimiyla, beyaz ortu ile servis veriyorsaniz, bu sinifa giriyorsunuz. Butik olmak bence en onemli kriter. Agirladiginiz misafir sayisi bir siniri gecince, ipin ucunu gerek yemek, gerek servis olarak kaciyor. Tabi butik olmak ile bu is bitmiyor sadece basliyor…

Ben gocmen bir ailenin cocuguyum. Sonrasinda dedelerim Edirne’ye gelmisler ve ardindan Istanbul’a. Edirne kokenli oldugumu duyan herkes neden menuye ciger (kaz cigeri degil tabi bahsettikleri) koymadigimi soruyor. Ciger benim en sevdigim yemeklerin basinda gelir. Meduim-rare pismis, yaninda iyi bir patates puresi, arpacik soganlari ve guzel bir sos esliginde. Kisa bir sure olarak, bu sekilde (medium-rare olmasi gerektigini ozellikle vurgulayarak) cigeri spesiyal olarak satmaya calistik ama basaramadik. Bu bir son degil. Bu ay icerisinde, esinlenmek ve ogrenmek uzere Edirne’ye ciger yemeye gitmeyi planliyorum.

Simdi ucakta uyuma zamani…

 

Murat Bozok hakkında

Sef, Mimolett'in ortagi, sevgilisine asik, part-time yazar, seyehat etmeden yasayamayan, hobisini isi olarak yapan sansli insan...
2 Comments

Posted by 16 Mayıs 2010 in Genel

 

2 Responses to >Oradan buradan

  1. aylin yazıcıoğlu

    17 Mayıs 2010 at 08:30

    >Sevgili Murat Şefim, nasıl imreniyorum bu minik kaçamaklarına… güle güle git, güle güle gel :) Bir Arnavut olarak benim de ciğere kayıtsız kalmam mümkün değil ve özellikle gömleğe sarılmış ciğer dolmasını daha düşünürken gözlerim parlıyor. Sakatata yaklaşımımız (ya da yaklaşmayışımız) konusu geçen birkaç gündür üstünde durulan Istanbul'da "fine-dining" ve yemek yeme alışkanlıklarımızla yakından ilgili gibi geliyor bana. FT'de de buna benzer bir konuda Rowley Leigh'den iki gün öncesinde bir makale çıkmış; http://www.ft.com/cms/s/2/2ab411cc-5ecc-11df-af86-00144feab49a.html (kusura bakmayın, link nasıl konur bilmiyorum). Önyargıları bir kenara bırakıp malzemenin nasıl işlendiğiyle ilgilenebilmek hiçbir yerde o kadar kolay gözükmüyor.

     
  2. Oiseau

    01 Temmuz 2010 at 22:49

    >Ciğer olmasından mı yoksa az/orta pişmiş olmasından mı acaba? Bizim toplumda zaten orta pişmiş direkt olarak az pişmiş addediliyor. Alışık ve de açık değiliz.Tabii siz daha iyi bilirsiniz: öyle midir?

     

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

Gravatar
WordPress.com Logo

Please log in to WordPress.com to post a comment to your blog.

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.